KARNİYOL

KARNİYOL

Sadece arıcı

27 Aralık 2016 Salı

2016 yılında yapılan arıcılık çalışmalarından bazıları




بسم الله الرحمن الرحيم
Arı dostlarına ve dostlarıma selamlar.



(bu sayfada yazılan her şey bir hayal ürünüdür)

Lisanslı ana arılar ile ilk 2015 yılında tanıştım.
İki damızlık alarak işime devam edebilirdim. Fakat içimin ve işimin rahat olması, bu tür damızlıkların ve en iyilerinin elimde fazlası ile olmasına bağlıydı.
Kirchhain talebimizi karşılamış ve B lisanslı kraliçeyi alabilmiştim.



2016 yılında Kirchhain'den bu kez A lisanslı olan anacı aldık.


2 sene öncesi yapay tohumlama çalışmalarına bu yüzden başlamıştım. Elimde kaliteli anaçlar olacak ve bunun için en gerekli olan şey aletti. 






Yine bu yıl Avusturya'dan gelen Lisanslı anaçlarımız oldu. 

Bunca emek, masraf sırf kalite için.
İşimi sağlam yaptığımdan öncelikle ben emin olmalıydım.


Ülkede ürettiği anayı ORİJİNAL LİSANSLI DAMIZLIĞINDAN üreten benden başka bir üretici var mı? Ve işte bu yüzden pahalıyız.



Son durumda gelinen nokta; gözüm karadır, bir işi yaparım dersem, yaparım! İstediğim gibi olmazsa, bir daha yaparım. Olmadı yeniden başa dönerim.
 Biiznillah yeter ki sağlık olsun, yaşadığımız sürece yerimiz belli.

Bu sebeple harcadığım parayı gözüm görmez.




2017 yılında erkekleri alınacak olan anaçlarımızdan biri.

Deniliyor ki; sen bloklara veya sosyal ağlarda umuma sorulan sorulara niçin yorum yazmıyorsun? 

Anlatayım; Temmuz ayında varroa için mücadeleye başlanmasını, her sene o aylarda hatırlatmaya gayret ediyor ve diyorum ki; varroa mücadelesi düzgün yapılmış, keki verilmiş, yiyeceği de olan bir arı, kışı rahatlıkla çıkartır. Daha ne yazayım veya ne yazmalıyım? 
Adamın arısının ırkını resimlere bakarak keşfetme kabiliyetim yok. 
Varroa sebebi ile kovanın sönmüş olabileceğini izah ediyorum, ancak; "geçen ay varroa ilacı verdim, hem de organik" diyen arıcıya ne söylenir ki?.
İçtiği sigara da organik zaten, pazardan aldığı domates, fırından aldığı ekmek, kestiği karpuz, yediği tavuk, hepsi organik, varroa da zaten organik ilaç kullanılmadığı için ölmüyor, çoğalıyor(!)
İnsanlar olarak hataları kendimize mâl edip, "Bu iş benim hatam sonucu böyle oldu"  demekten kaçınıyoruz. Sırf 2 kg fazla bal almak için veya zamanım yoktu bahanesine sığınarak arının bakımlarını erteleyen kim?
İlaç olarak kış günü hala oksalik yerine formik kullanan ve öyle okudum diye üste çıkanlar da yok değil.

***
Bir de dinî mevzularda kuru sıkı sallayan kişiler var ki; durum daha da vahim. Nikah, miras, akrabalık, arkadaşlık, ticaret hakkında geçmişten bu güne, Ehl-i sünnet ve'l-cemaat fıkhı usulü üzerine neler yapılır, kişi bilmiyor ve maalesef Hz. Allahımızın biz kulları için nasıl bir adalet sistemi kurduğunu da anlayamıyor. O'nun adaletinde şaşma, sapma, hata olmaz. Kurallar katıdır. Haliyle kişi elinin kolunun kesilmesini, 80 sopanın sırtına vurulmasını istemiyor.
Evinize gelen misafirin, çocuğunuza aldığı çikolatadan bir parça ısırmanız, çocuktan başka herkese, ana-babası dahil haramdır. Çocuğa takılan her türlü takı, çocuk akil-baliğ oluncaya dek saklanıp  himaye edilmesi gerekir, harcanması caiz değildir. Çünkü biz, onu korumakla mükellefiz, onun sırtından geçinmeye hakkımız yok. Komşuyu, büyükleri, hısım akrabayı anneyi eşi bacıyı yazmıyorum bile.

Aynı zamanda İslâm dîninde bütün mahlûkata şefkatle muâmele, bir vazîfedir. Bilhassa hayvanlara zulmedilmeyip iyi bakılması lâzımdır. Hayvanları pek ziyade yormamalı, dövmemelidir.

(Ülkece nekadar vahşi olmuşuz, aklım almıyor. Bir araba düşünün bagajı keklik, bıldırcın ölüsü dolu, bir başka arabanın tavşan dolu, yahu onlarca kekliği, bıldırcını, tavşanı ne edeceksiniz, nasıl kıydınız?
 Dahası var, köpeği arabanın arkasına bağlayıp sürükleyen, kediye neler neler yapan. Müslümanım diyen biri, bu katliamları yapamaz.)




"Bir belediye hayvan barınağı açıyor, buraya hapsedilen köpeklere ise yiyecek vermediğinden ,hayvanlar birbirlerini parçalamış.
Haytap'ın duruma müdahale etmesi ile ortalık karıştı."

Hadîs-i şerîfte “Allâhü Teâlâ’dan başka yardımcısı bulunmayanlara zulmedenler hakkında Hak Teâlâ’nın gazabı pek şiddetli olacaktır.” buyurulmuştur.
Hayvanların hakları vardır. Ehlî (evcil) hayvanların yiyeceklerini içeceklerini vaktinde vermek, vaktinde tımar etmek, haklarında rıfk(şefkat ve yumuşaklık) ile, merhamet ile muamelede bulunmak lâzımdır.
"Bize hizmet için yaratıldılar, istediğim gibi muamelede bulunurum" veya "yaralı olunca başka biri nasiplenir" mantığı ile bir canlı nişan tahtası olarak kullanılamaz. 
Kişinin ehil olmadığı işlerde ehilmiş gibi eline makası, çakıyı, tornavidayı, tüfeği, direksiyonu alması kendisinin kusurudur. Trafik kazasında ölene yahut yaralıya değil, sebep olana ceza kesilir. Nedeni ise; ağrıyı, acıyı sıkıntıyı çeken, kazaya sebep olan değildir. Buna neden olanın bir bedel ödemesi gerekir. Dinen kazâen de olsa, bu fiillerin hepsinin ayrı ayrı cezası vardır.

Her hayvan başka bir hizmet için yaratılmıştır. Meselâ; sığır hayvanları arabalara koşulmak, tarlalarda çalıştırılmak için yaratılmıştır. Bunlara binilmemeli, bunların sırtlarına merkepler gibi yük yüklenilmemelidir. (Traktör, kamyon, araba gibi araçların her birinin görevi ayrıdır, hayvanlar da öyledir)
Av hususunda; özellikle yaralı vaziyette kaçabilen canlıların, ölüm anına kadar kendini bu zor duruma düşürene beddua ettiğini kesinlikle unutmamalıyız. Son olarak, bir çoban anlatmışt; gece ormanda kuzu sesine benzer bir meleme duymuş, korktum diyor, bu kuzu nereden geldi, gecenin yarısı in midir? cin midir? Köpeğini tüfeğini alıp sesin geldiği yere gitmiş, bir bakmış ki yaralı bir tavşan, ve tavşanın ön ayağı yok. Gece tüfek sesi duymuştum, herhalde arabanın birinden atıldı demişti. 
Bir avı vurmanın helâl olması, hiç kimseye onu yaralı bırakma hakkı vermiyor.

Gerçi bu tür kurallar, insanları bile umursamayan kişileri ilgilendirmiyor. Yolda uzun farla gitmek, sağa sola dönüşlerde sinyal vermek gibi, mümkün mertebe araç ve yayalara saygılı bir vatandaş olmayı dahi beceremeyen kişileri hiç alâkadar etmiyor. 
Bu ve bunun gibi binlerce kural var, müslümanları şaşırtması için özel olarak eğitilen hocaları dinlediğiniz sürece onlarla beraber sapıtırsınız. Unutmayalım ki ahirette karın ağrısı çekmeyeceğiz ve unutmayın ki sizin aldatılmanız yanlış yönlendirilmeniz, sizin kusurunuz. 
Kurallara uymayan insanları suçlamak yerine, doğrudan dinimize kast ederek hakaret edilmesi hiç etik değil. 



Son posta safkanlar :)


Antalya'daki abim, baharda bir kovan bırakmıştım, damatla epey antrenman yapmışlar oradaki dostlarım sayesinde de bu yılı atlattılar. 
Antalya için baharı bekliyorum, evet hava süper denildiği anda arıları kaldıracağım. Git-gel bir sürü masraf ve bu yıl oralarda kar bizden fazla.




Düzce'den Ali Abim arılığıma gelmiş, oğluna arıları sevdiriyor.
O resimleri hangi bilgisayara attığımı bulamıyordum. 
Bazen telefonda diyor ki, "bizim resimlere ni oldi?" :)
Fındık çuvalını bitirmişiz :(



Aynı gün imam olan Abim de gelmişti güzel bir gün geçirdik beraber.



Bursa'dan Recep hocam, epey zamandır tanışırız, o da anaçları kendi görerek, beğenerek alıyor.

Misafirler ile resim işi nedense hep unutuldu. Biri ile ilgilenirken başkası geldi. Genelde unutuldu.
Çoğu kişinin telefonda kırgın ses tonu ile, "bizim resmimizi çekmedin hayırdır, arılığında göstermek istemiyor musun?" şeklinde serzenişleri oldu.
Siz tekrar gelin, bu yıl daha kalabalık olacağız inşaallah ;) 







Yapay tohumlama sonrası bazı kutuların durumu.

Özellikle anaçların ve yavru durumlarının alıcılar tarafından yerinde görülmesi taraftarıyım. 
Aynı zamanda tanışmış oluyoruz, sizler damızlıkları görmüş oluyorsunuz.
(Kim olduğumu yaptıklarımı merak ediyorsanız, zamanı geldiğinde haftanın belli bir günü için randevulaşıp çalışmalarımı, icraatlarımı sizler de görebilirsiniz.)


Normalde kargo gönderim işlerinin tümüne karşıyım. Kişiler bir hafta sonunu bu işe ayırıp, ana arıları birebir kendileri toplamalı, en azından gelip yumurta yavru durumlarını görmeliler. Ancak bu sayede her türlü olumsuzluklardan kurtulmuş oluruz.
Bazıları küçük fikirler atıyor ortaya velhasıl gelişmeler güzel.

2017 nasip olursa çok farklı olacak.

Mart ve Nisan ayında teslim edilecek olan arılı safların kotası doldu.




İnsanlar her zaman sorunlar yaşayabilir, sıkıntılara düşer, fakat buna sebep olmamak lazım. Yardımsever olma sebebim budur. "Elimdeki lisanslı anaların larvalarını kimseye vermiyorum" diyebilirdim. Bencil yapıda hatta sadece kendimi düşünen biri hiç olmadığım için bunu yapmadım, üstüne üstlük "tüm bildiklerimi ücretsiz, her isteyene istisnasız öğretebilirim" dedim. Hata ettiğimi düşünüyorum ,kimseyi insan yerine koymayıp, "bu benim, vermiyorum" demeliymişim. 
Ama her şeye rağmen böyle demedim, demeyeceğim.

İnsanları eleştirmeyi oldum olası sevmem, sadece sevdiğim kişilerin hatalarını yüzlerine, olduğu gibi söylerim, düzeltmezlerse umurumda olmazlar. Bu, kardeşim bile olsa değişmedi. 
Fakat sizler beni eleştirebilirsiniz, eksiklerimi telafi etmem için fırsatları göstermelisiniz ki farklı düşünceleri görebileyim. 

"Bloğuma atılan hiç bir yorum artık yayınlanmayacaktır." 

Devamında bana, benimle alakalı günün makul saatlerinde, dilediğiniz zaman ulaşıp konuşabilirsiniz. Telefonu açamadığım zaman tekrar aramalısınız, her arayana maalesef dönme şansım olmuyor.
Lakin sizi dinlemeyen veya geçiştiren kişileri bana şikayet etmeyi bırakın. Ürettiğim tüm ürünlerin arkasındayım ve (kendi ürünlerim hakkında) şikayet mercii aynı zamanda sorunu giderecek tek kişi benim. Üçüncü kişi ancak sizinle hakkımda dedikodu eder.

Arıcılık harici bazı danışmanlık işleri ile de uğraşıyorum. Kış günü haber yapmayışımın sebebi budur.

2015 ve 2016 yılında yaptıklarım 2017 yılında yapacaklarımın teminatıdır.

Kalın sağlıcakla.


Hiç yorum yok: