KARNİYOL

KARNİYOL

mirili arıcılık

Sadece arıcı

6 Eylül 2017 Çarşamba

Bir arıcılık sezonu daha biterken


بسم الله الرحمن الرحيم

Arı dostlarına ve dostlarıma selamlar.


Bir sezon daha bitti.
Bana kalsa böyle sezonlar hiç bitmesin derim :)


Balları al, süz, geri ver; fazla da yardımcı olmayınca epey zor oluyor.


Gerçekten bu yıl çok çok iyiydi.
Bazı kovanlardan 2-3 sağım toplamı 50 kg civarı bal alındı.
Üstteki resim iki gün öncesine ait ve halen akım devam ediyor.


3-5 gündür müthiş bir polen akımı başladı böyle olunca sadece arıları seyrediyoruz.


5 çıta civarı olan arının polen stoğu maşallah.



Bu görüntüler Temmuz ayına ait.

Satılacak balları mutlaka ve kesinlikle Temmuz ayında sağmaya özen gösteririm.
Akabinde acilen varroa ilacı verip, arının sonbahar yavrusunu hazırlatırım.
Çünkü sonbahar arısı ne kadar sağlıklı ve güçlü olursa, kış arısı da o kadar iyi olur.

Arıcımız soruyor; "bu arı sende böyle, bizde neden böyle değil?".
Biz arı ile irtibatı kesmiyoruz, onu sürekli kontrol altında tutuyoruz ki arımız iyi.
"Ekim ayı gelsin balını alayım, sonra ilacını yaparım" derseniz o arı kışa iki çıta girer, belki de kıştan çıkamaz.
Dedesi böyle yapıyormuş oluyormuş da, şimdi neden olmuyormuş? 
Sanki dedesinin zamanı kalmış gibi soruyorlar işte.
Dedesinin giydiğini giymez, yediğini yemez, bindiği eşeğe binmez ama arı, o zamanda olduğu gibi çalışsın.






Bu yıl aralıklarla bahardan bu yana alınan polenler.


Memeler fazla ve iyi tutunca arı sütüne devam ettik.


Damızlık çeşitlerim çoğaldı.


21 farklı hat (veya kişinin arısı) bir arada.


Erkekler hala doğuyor ve doğacaklar var.


Karniyol arısı bir de damızlığı görünce hemen renklerine bakarlar ki; damızlık mı, değil mi anlasınlar. Damızlık ve arı ıslahını sorsan hani elifi görse mertek sanır hesabı şaşırıp kalır.
Islahçılara sormak lazım arının saf olması şartına ne zaman bakılır.

Islah aşamalarında arının her bir uzvu değerlendirilir, kanat kısa olursa ne olur, uzun olursa ne olur, dil kısa mı uzun mu, bacaklar öyle, tüy uzunluğu böyle, kısacası arının saflığı, safkanlığı bir bütündür, 21 farklı hat o yüzden var. 
2-3 damızlık alıp iş yapmayı biz de bilirdik.



Bu yıl damızlıklardan bala çalışanlar olmuştu, verimli olanların bir kısmını ayırdım, seneye erkeklerini kullanacağım.


Babamın rahatsızlığı sebebi ile bazen acilden gidip hastanede bir kaç gün refakatçi olarak ona eşlik ediyorum.
Koğuşta altı yatak var ve bir hasta yatalak, altını perde arkasında değişiyorlar.
Başka bir hasta yürüyebiliyor, ancak küçük abdestini yatakta ördek denilen plastiğe yaptırıyorlar. Bir başkası genç biriydi, on gündür dengesini tutturamadığı için burada yatıyormuş, hanımı koluna girip gideceği yere götürüp getiriyor, onu da tekerlekli sandalye ile. 
Geceleyin cama yakın olanlar üşüdüğü için camlar kapanıyor ve içeriyi peynir tulumu şeklinde ekşimsi bir koku sarıyor, çünkü çoğu günlerdir yıkanmamış, dolaşmaya çıkacaksınız veya arabaya gidip yatabilirsiniz, bu kez de refakat ettiğiniz kişinin size ihtiyacı olabilir düşüncesi ile katlanıyorsunuz.
Gündüz zaten gelen-giden panayır yeri gibi, uyumak mümkün değil.

Gecenin bir vakti ambulans sesleri, dışarısı yıkılıyor, normalde sireni geceleyin mecbur kalmadıkça açmıyorlar, çıkıp baktığında 7 ambulans kapıda, 2-3 tane de kapıya ulaşmaya çalışıyor, yine bir kaçı çıkış yapmış gidiyor.
Acil bölümü berbat; kimi düşmüş gelmiş, kimi yaşlılığın verdiği rahatsızlıklardan getirilmiş, kimine araba çarpmış, bazısı var; kavga etmiş, bir de hastane önünde dalaşıyorlar.

Velhasıl; ne eksikliğini görelim, ne de muhtaç olalım deyip ortama alışıyorsunuz ve elinizde çay bardağı, sandalyede vakit geçirmeye devam ediyorsunuz.



Baharda aşıladığım cevizler güzel tutmuş.


Kestaneler iyi gelişiyor.



Akan derelerin sesi ve suların tadı bir harika.


Uludağ'ı seviyorum.


Vakit bulduğum zaman mutlaka göllerin olduğu bölgeye çıkarım.


Aşağısı 35-40 derece iken 2200 rakımda 20 derece civarı ve hırkayla oturuyoruz.


Gölün yanına buz gibi su getirmişler, çeşme var, çay demleyip akşama kadar serinde uyumak bir harika oluyor.

Merak edenlere; Kestel - Alaçam üzerinden çıkılıyor, yol bozuk, lastikler iyi ve araç yüksek olmalı, altına taşlar vurabilir. 
Hava bozuk ise çıkmayın, hele silahsız hiç çıkılmaz.
Başınıza bir iş gelirse, ambulansın gelmesi üç saati bulur, tabi telefonunuz çekerse.
Gittiğinizi ve saat kaç gibi döneceğinizi yakınlarınıza bildirin, zira yukarıda bazen kimse olmayabiliyor. Yoldan çıkmayın veya uzaklaşmayın, sis sebebi ile yönünüzü kaybetme olasılığınız yüksek.

uludaga nasıl gidilir

Bahara kadar çok iş var ;)

26 Temmuz 2017 Çarşamba

arıcılık, arıcı, arıcılar, arılar


بسم الله الرحمن الرحيم

Arı dostlarına ve dostlarıma selamlar.

Bu işlere başladık başlayalı sanal alem muhasebecilerimiz bitmedi. O gevezelere çağrımdır; bakılacak 500 bölme, 750 kutu var. Yatacağınız çadır da var, buralarda gevezelik edeceğinize, gelin bir işe yarayın.

Burada şimdiye kadar okuduklarınız ve sonra okuyacaklarınız tamamen şahsımın hayal ürünüdür, sırf egomu tatmin etmek için yazıyorum.


Ana nereden alınmış, nerede çiftleşmiş, hangi erkekler kullanılmış, oradaki ücreti neymiş, nasıl gelmiş, kaç günde gelmiş, miş miş miş...


Adı şu, sanı bu, dedim de ne oldu eline ne geçti? Sen hangisinin ne olduğunu, ne kadar iyi, ne kadar kötü olduğunu biliyor musun? Biliyorsan bana neden soruyorsun veya sen ne biliyorsun da benden ne istiyorsun? O kadar çok biliyorsan buyur, damızlık üreticileri orada, hem de yüzlerce var. Git istediğini al.

Damızlığın numarasını soruyor, bu yıl hangi lisanslı varmış? 
Kişiyi tanımam, alış-verişim olmamış, ahbabım akrabam değil. Sana ne numarası, sana ne anası, danası?!


Elindeki arıların tamamı oğula gitmiş. Bunun için ne yapmalıymış. Buraya kadar tamam. Ama dahası var; o en iyi anasından iki yüz kadar ana üretmiş. Ben ne yaparmışım. Bucfast nasılmış, karniyol denildiği gibi miymiş. Bal alamamış, alması için arısını nasıl ıslah etmeliymiş. Arkadaş, ben ıslahçı değilim, birlik başkanı da değilim veya görevli de değilim veyahut bir devlet kurumunda danışman da değilim. Ben de yardımcı olmak isterim, fakat her şey bir yere kadar. 


Çünkü ıslah işi iki kelime ile anlatılacak durum değil. İnsanlar ömrünü veriyor, gecesini gündüzüne katıyor. Elinde bastonları ile hala izole bölgeleri kontrol etmekte.
Bu şahsın yaptığı ıslahı yapabilecek bilginin, becerinin ne kadarına sahipsin bir düşün.


Öncelikle bize güvenen, alıp işine baksın. Bu ne denildiğinde Mirili'den aldım demeniz yeterli. Bizim kim olduğumuzu bilenler biliyor, bilmeyen de bir zahmet öğrensin.


Berbat bir toplum olduk; hemen birini karalamak, hemen kötülemek, bir açık bulunca hemen ayar vermeye çalışmak. 
Ne hadsiz, ne terbiyesizce bir tutum, davranış. Adamın ahlaktan, görgü kurallarından haberi yok. Uyarsan bir dert, uyarmasan hepsi dert.

Acaip bir furya daha var; falan yerin damızlığı on numara, filan yerin damızlığı beş para etmez gibi mesnetsiz boş laflar...

Benim yıllardır edindiğim tecrübe ile bu mevzuyu örneklendireyim; en basitinden eve bir sucu çağırdınız, boru patlamış illa usta lazım, gelip bakıyor, hemen bunu yapana giydirmeye başlar. Efendim işi bilmeyen biriymiş de, her eli pense tutan bu işe girmiş de amaaan bir sürü terane şişirir kafayı.
Bu kişi bugün sucudur yarın tamirci velhasıl bitmezler.

O sebeple "efendim filan yerin damızlıkları çok iyi ama falan yere hiç bulaşma" geyiklerini yapanlardan da uzak durun. Onlar ancak bir veya bir kaç yerden damızlık almışlar ki, haliyle ellerindekini övüp diğerleri yermeye çalışıyorlar.

Başkalarını kötülemekten, eleştirmekten, akıl vermekten zevk alan tipler bir çoğalmış, böyle insanlar benden ırak  olsun. Bana ne sizin aklınızdan, bana ne sizin arınızdan, size ne benim neleri nasıl yaptığımdan.


Apoletleri bununla yapıştırıyorum. Merak edilen; bir tüp kaç tane apoleti yapıştırıyor?
El cevap; yaklaşık 800 adet.


Seneye daha farklı bir çalışma olacak, haliyle F1 üretimini düşüreceğim. Nasılsa piyasada eline anayı alan, suni tohumlama aletini bulan bu işe girdi, meydan onların olsun. Ben daimi dostlarıma verip sezonu kapatacağım.

Arıcımız hakkımızda bir sürü methiye duymuş, bir de diyor ki; "bir kovandan 50 kg kestane balı aldı yav maşallah, gözümün önünde çıkardı, bir kaç tane de bize ver, bir de biz deneyek". Daha önce de söylediğim gibi, denenme sürecimiz bitti. 5 adetten aşağı gönderim yapmayacağımı söyledim. Diyeceksiniz ki, parası ile değil mi kardeşim? Hayır bu işi para kazanmak için değil, keyfî yapıyorum.
Kızlarıma iyi bakamayacaksanız hiç almayın.


Bir de arılığa benden habersiz gidip dolananlar çoğaldı. İki dakika sohbet edince, üç beş kuruş para verince galiba bizi satın aldığını sanıyor millet. Kim girdi, kim dolaştı tek tek biliyorum, resimleri sayfalarımda paylaşıp, "arılığımda benden habersiz ne arıyordun?" diye sormamı istemiyorsanız, arılığıma benden izinsiz girmeyin. ",-Ben de mi?" diyenleriniz olabilir , Babamın oğlu hariç, bu hepiniz için geçerli.
Ayrıca larva ve meme işi de bitti, yeterince suistimal edildim. Seneye kesinlikle istisnasız, hiç kimseye olmayacak. Verdiğimizin de kıymeti bilinmeyip bakılmıyor.


A lisanslı olan gariban.
İki kez erkek attırdım. Sonra bölüp esmer peteği verdim, transfer yapmayınca yavrular kapanmış.
Bakalım kışa dayanabilecek mi?.


Gelip ananın yumurtasını performansını görüp, sonradan "bu ana kesildi" deyip bedava tekrar istiyorlar. Hatta üzerinden aylar geçiyor. Arılıktan çıkarken bu ana canlı mıydı? "EVET". O zaman iş bitmiştir. Özellikle belirteyim,  her kimde olduysa veya olursa mes'ul değilim.

Agresif aynı zamanda aşırı yağmacı arılarınızın ortasına götürüp arıyı bırakıyorsunuz, sonra şu oldu bu oldu. Öyle bile olmasa 1 ay elimde durmuş, yavruları dahi doğmuş, hiç bir  problem yok iken teslim edilmiş, nedense gittiği yerde iki gün sonra kesiliyor veya ne ara kesildiği de meçhul.
En başta dediğim gibi, bakamayacaksanız almayın.


Kargo evimin dibinde ama kargo ile göndermiyorum. 
Terminal git-gel, 40-50 km yol. Üstüne otobüs ücretini de ben veriyorum. Sırf arılar sağlıklı gitsin. Aman stres yaşamasınlar, aman bir an önce nakil olsun. Derdimiz bu.


Buna rağmen otobüse gidip almak zor geliyor. Bir de otobüs ülkeyi dolaşıyor, müdahale etmesek ne oldu diye, ana bir hafta otobüste gezecek, arayan soran yok. 
         Şimdiye kadar parayı sıkıntı etmedim, alan kişi rahat olsun dert etmesin, işin ticari yönü ağır basmasın diye düşündüm. Hata etmişim. Geçen yıl anaları vatandaşın gözü önünde topladım, tek tek yumurtlarını gösterdim. Kimi kapalı, kimi açık, kimi günlük, halâ parasını verecek, bir de demez mi, "onlar herhalde sorunluydu bir kaçı kesildi" böyle tipler uzak dursun. 

          İrtibat kurulabilmesi için telefon numaramı yazdım. 
Bunu bile insanlar kendi çıkarına, keyfine göre kullanır oldu. Kimi var, her gün bağlı olduğu cemaatin vaazlarını atıyor. Hadi bayramı anladık, Cumayı anladık, be kardeşim; bana ne senin hocanın ne dediğinden? Bir gün burada kendi cemaatimle alakalı yazdım mı? Ben arıcıyım ama sosyalliğe karşı da değilim. Kimisi var darbeyle yatıp fetöyle kalkıyor. Ben tv izlemiyorum, siyaset ilgi alanım değil. Beşiktaşın gollerini atan var yahu. Saat gecenin beşi olmuş "namaza kalkmışsındır diye aradım bir şey soracağım" diyor. Hüseyin abinin strafor kovanı için telefonu var, inatla beni arıyorlar. Koskoca puntolarla yazdım, nafile. O kadar hazırcılığa alışılmış ki. Beleşçilik almış başını gidiyor.


Her şeyi başkalarından almış ama bir kaç şey soracakmış.
Benden bilgi almak isteyen bu sayfaları iyi okusun, videolarımızı bir daha izlesin. 
"Bir şey anlamadıysa, arılarını satıp anladığı işi yapsın."

Bilgi sahibi olmak emek ister. Ananın kıçına iğne sokmak işin en kolay yanı. Ama o iğnenin içinde olan işe yarar olmalı. Bu işleri de bıraktım, bilgi öğretme kısmı artık gerçekten beni sıkıyor. Bizim bir şey sakladığımız yok, öğrenmek isteyen de zaten alacağını alıyor.

Telefonum çalmış, görmemiş olabilirim. Zaten bu yıl öğleye kadar genelde bakamadım. Öğleden sonra ancak cevap verebiliyorum. Kimi diyor "burnun büyüdü" kimi diyor "bu nasıl iş?" kimisi "kaç kez aradım neden açmıyorsun?". On dakikada aynı numara on yedi çağrı atmış. Özellikle telefon görüşmeleri kısa tutulmalı ki, herkesin işi görülsün. Kahvede gibi muhabbet edelim isteniliyor.


Son erkekler.


A lisanslının erkeklerini boyadım sonra kendi kızına verdim.
Hele bahara çıksınlar bakarız.


Aslında haberin ana mevzusu bu resim olacaktı.
Fakat bir sürü yazılması gerekenler çıktı, kafanızı şişirdiysem kusuruma bakmayın. 
Nitekim herkesçe bilinmesi gerekenleri okudunuz.

Resimde anlatılmak isteneni, görebilen gözler zaten anlamıştır.
 Ana puanı ortalama 124 civarı, bal toplama 130 üzeri ve sakinlik yine 130'larda.
Sonuç olarak başladığımız işte 99-100 puanlar için "oh be!" derken, gelinen yerin keyfi paha biçilmez.


Sadece 10 adet için toplam 6 000 km yol gidilip gelindi.
Damızlık ve çeşitlilik, kalite için olmazsa olmaz.
Yapılanlar sıradan, rasgele işler değil, olmamalı da.

Biz ana satmıyoruz, sadece ufak tefek arıcılığımız var, isteyene arı veriyoruz, anası zaten içinde hediyemiz. Hele damızlıkla hiç işim olmaz, kanuna uygun kim üretiyorsa o satıyordur herhalde.